5 Temmuz 2012 Perşembe

Gerçekler Dileğin Baktığı Yere Ulaştığında

Evet. Her zaman, hatta sana göre belki çoğu zaman hayaller, planlar, umutlar doludizgin akan gerçekliğin nehrinde seni bu hayatta gitmek istediğin yere ulaştırmaya yetmez. Özellikle önünde ciddi ve zorlu bir mesele varsa. Fakat gerçekler; gitmek istediğin yere ulaşana kadar karşına çıkıp o yeri görmeni engelleyen sayısız cismani engeller sana çarpsa da; sen umudunla ayakta kaldığın sürece sana temas edip gitmekten başka bir işe yaramazlar. Çünkü hayatının gerçekleri bir nehir demiştik ya hani, senin gitmek istediğin doğrultunun karşısından gelen herhangi bir şey sen izin vermedikçe seni alıp savurup alabora etmez.

Ve evet, bir nehir demiştik ya hani. O nehir istediğin yere dümdüz akan bir nehir değil. Yatakları çok keskin bir şekilde dönebilir, dibi berraklığını yitirebilir, pisliklere bulanabilir, bir fırtına ile yıkıcı bir vaziyet alabilir. Bunlar senin yol haritanda çizilmiş oluşumlar değildir. Ve o "haritanın dışında güvenebileceğin bir şeyi" de bulamadıysan bir süre sonra o harita da sana büyük bir yalanın resmi gibi gelir, yırtıp atarsın. Kayıplığın ve yitikliğin dibine de iyice yaklaşmış olursun.

Ama sen gideceğin bir yere sadece harita ile ulaşamazsın. Harita sana bir yere nasıl gidileceğini söyler ama ulaştığını söylemez, sen de haritadan başını kaldırmadan ilerliyorsan bedenini bir sürü tehlikenin hedef tahtasına yerleştiriyorsun bir yandan. Bir tüyo vereyim, bir haritayı sadece dönemeçlerin başlangıcında ve sonunda kullanırsan nerede olduğundan daha kolay emin olursun. Çünkü harita kuşbakışı çizilen bir şey olduğu için düz çizgilerin engebeleri, iniş ve çıkışları anlatmak gibi bir işlevleri yoktur. Sen baktıkça onları seçer, teker teker geçer ve yoluna devam edersen gideceğin yere biraz daha yaklaşmış olursun. Peki harita yokken kime güvenmiş oldun öyleyse? Kendine dostum, kendine. Daha iyiyi isteyen, bu yolda ilerlemek isteye sen değil miydin? Kendine bu kadar kolay ihanet edebilir misin? Kendine inanmadan bir iş başarabiliyorsan orada işi başaran sadece kaderin sana anlık gülmüş yüzü, sen değilsin. An gelir güler an gelir teper. Kaderi kestirmek güç, ama bu dünyada en iyi tanıdığın şey olan kendini çok güzel kestirebilirsin. Ve kendine inanarak attığın her adım seni bir yere hemen ulaştırmasa da geriye götürmeyeceğine emin olabileceğin tek şey.

Geri saralım, nehrin sana sunduğu sayısız kestirilemeyecek olasılığa. Bunlar sadece o nehrin akışını etkiler, fakat sen kendinden emin bir şekilde ayakta durdukça yanından geçip gitmekten başka bir işe yaramaz. İşte haritanın yetersiz kaldığı o anlarda senin "harita dışında güvenebileceğin tek şey" yine sensin. Çıkan fırtınada nehrin seni yutmasına izin vermeden hayatta kaldıkça, pisliklerden arınacağını bildikçe, dibinden bağımsız sadece gitmek istediğin yere adımlarını attıkça, başka yöne dönen yataklarda dahi gitmek istediğin yeri aklında tuttukça eninde sonunda oraya ulaşmana kimse engel olamaz.

"Şartlar Gereği Dilekleri"nden sonraki geçen sürece dair söylenebilecek en dikkate alınması gerekeni anlatmaya çalıştım. Çünkü ben bu hayatta gitmek istediğm yerlerden şu dönemimde dönüm noktası niteliğinde olanına sistemli bir şekilde ulaşabildim, tevekkül ve mutlulukla. Bu süreçte ne yaptığıma dair söyleyebileceğim bir çok şey var, çoğu sistemli bir şekilde adım adım ilerlemekle alakalı; fakat bunlardan bir tanesi en önemlisi. Öyle ki o anlayış sadece bir sınavda, bir problemde, bir olayda kullanılıp atılan bir şey değil, aksine hayatına dair çoğu meselede gerektiğinde istediğin zaman kullanabileceğin, içindeki en büyük güçlerinden bir tanesi. O; kendine olan inancın. Umut iyi bir başlangıç için şart olan kelimeyse kendine inanç da o başlangıcı ileri götürebilecek en önemli itici güç. Umarım bu yazıyı kim buraya kadar okuduysa ve hayat yolculuğunda bir yere gitmek istiyorsa o da kendi gücünün ve varlığının farkına biraz olsun varmıştır ve kendisi için en iyiyi istemekten ve ulaşmaktan asla korkmaz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder