1 Şubat 2010 Pazartesi

HayaliGerçek Köprüsü - Kısaca Umut

Umut aslında gerçekte gördüğünü reddedendir. Ama o anki gerçeğinkini. Sen gerçeğin parkında yalnız başına bir bankta otururken, yanına geçer, ve bir anda sana aradığının nerede olduğundan bahseder. Bahsettikleri ilk başta mümkün gelmese de zaman geçtikçe seni etkilemeye başlar. Sen o hikayeyi dinledikçe içinde kaynamaya başlayan değişiklik arzusu tüm bedenini sarıverir. Ve konuşma bitip yanından ayrıldığında, sen biliyorsun ki yapman gereken o bankta oturmak değil, yeni bir yolda yürümektir. Çünkü aradığın bu parkta değil, ve umudun gösterdiği yolda ilerleyerek ona ulaşacaksın.

Kalkarsın o banktan, ve koşmaya başlarsın, aklında rüyaların havada da o "Umut"un ışığı varken varken. Koşarken ona yaklaşırsın, yorulmaksızın koşarsın ve yol bitiminde seni gerçekten de karşına bir şey çıkar, fakat ona çarpar ve düşersin.

Karşındakinin önünde nefesin kesilmiştir, çünkü sarf ettiğin efor da seni nefes nefese bırakmış, gözlerini açtırmamıştır. Kendine gelirken gözlerin sana aradığını göstermez. Ve tamamen kendine hakim olduğun zaman seni karşılayanın kim olduğunu görürsün: Parkın duvarı.

O duvar başına çarptığı zaman sende de birşey yere doğru süzülmeye başlar ve hafifçe ortasından çatlar: bir parçası eksik, başka bir parçası kırılmış ruhun.

Ve yavaş yavaş geldiğin yola bakarsın ve anlarsın: Sen yaklaştığını düşünürken tüm yaptığın o banktan uzaklaşmak olmuş, banktan başka hiçbirşey yok.

O banka dönerken sana yol gösteren "Umut" kaybolmuştur. Ve onun ne olduğunu anlarsın. Senin aradığını sana asla getirmeyecek, hatta öyle birşeyi vaadedip daha sonra sözünü yerine getirmeyen düzenbazdır Umut. Güvenilmez, hatanın ta kendisi.

O bankta güçsüzlüğünün kıskacında otururken, aradığını bulamayacak olduğunla başlar düşüncelerin, ve aslında aradığın birşey olmadığına kadar ilerler. Ve en son olarak senin birşey arayamayacağına karar verdiğin an parktaki gündüzün gece olmasını dilemeye başlarsın. Gece olsun ki, bütün gördüklerim bana aradığımı bulamayacağımı unuttursun, anlamsızlığımı unuttursun. Israrlı olursan da geceyi kendine getirmenin yolu kolaydır, kafanı paramparça olana dek o banka vurursun, veya parkın havuzunda kendini boğarsın, veya da çıldırmış köpeği kendine sıçrattırırsın.

Şanssız biriysen, kendini gecenin karanlığında her tarafından çekiştirilirken en büyük korkuların seni havasız bırakır, kalbini durdurur, ve öldürmez de. Gecenin bir an önce bitmesini istersin, ama yanıt da kendinden gelir: Gece bitmez, çünkü gündüz de bir türlü bitmek bilmedi.

Şanslıysan tüm bu ölüm düşlerindeyken bir rüzgâr uçurur onları aklından, ve önüne çektiğin perdeyi savurur eteklerinden, seni manzarayla karşı karşıya bırakır. Gerçeğin göremediğin zenginliği ile.

Gerçek bir park, büyük ve misafirleri ise sayıca çok. Kimi insan parkta sessizce yürüyor, ve düşünüyor. Birisi oradaki göl kenarını daha yeni farketmiş, bitmeyen susuzluğunu gideriyor. Başkası da parkta koşuyor devamlı, kendini sağlıklı tutmak adına. Ve baktıkça etrafına, banklar var, ve onlarda insanlar, herbirinin önünde de perdeler. O an burada başından beri ne yaptığını farkediyorsun. Ve seni izliyorsun:

Başından beri oturduğu banktan kalkmamış, ara sıra perdelerin arasından bakmış, zorla nefes alan ve veren, zorla yaşayan birisi. Derken o "Umut" geliyor, sana aradığını o perde arasından gördüğünde olmadığını söyleyerek bir ip ucu veriyor. O yanından kalkarken, rüyaların yanında bitiveriyor, ve o yolu bildiklerini söylüyorlar. Ama sen şimdi farkettiğin üzere, rüyaların sana ışığa baka baka koşmanı söylüyor, sen koşmuşsun ama ışığa baka baka. Şimdi o ışığın altında görünenler karşında. Duvara çarpacağın ise ortada. Çarpıyorsun da.

Sonra da izliyorsun Umut'u yoksayışını. O sırada anlıyorsun ki, umut sadece senin bir yöne baktığını sana hatırlatmış, görebileceğin başka şeyler olduğundan da bahsetmiş. Umut sana yardımcı olan o ışık.

Sen etrafını incelerken senin yakınında bir deliğe yönelmiş birisi uzaklardan koşuyor, ve o deliğe elini daldırdığında aradığı ne varsa onu buluyor. Ne bankta oturuyor, ne de başı havada koşuyor yani.

Anlıyorsun. Umut gerçekte gördüğünü reddeder. Seni aradığına yaklaştıracak onun ta kendisidir. Fakat o'na değil, gösterdiklerine bak, ve en uygun olan yolu seç.

Ve onun örneği sana vermek üzere olduğun o kararı verdirtiyor. O belini bağladığın banktan kalkıyorsun ve aramaya başlıyorsun, bulana kadar. Park büyük ve zengin bir park, tüm insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak kadar, ama gece de olana kadar. Gecenin olmasına çok var, çünkü daha gün batmadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder